İnsanlarda Neden Varis Olur? Variköz Venler Üzerine Kısa Evrimsel Değerlendirme

İNSANLARDA NEDEN VARİS OLUR?
VARİKÖZ VENLER ÜZERİNE KISA EVRİMSEL DEĞERLENDİRME

Necdet Ersöz
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
Evrimsel Tıp Topluluğu

Variköz venler, vücutta çeşitli organların kapiler yataklar vasıtasıyla beslenmesinden sonra kanın toplanarak kalbe dönüşünü sağlayan venlerin anormal derecelerde genişleyip (dilate olup) sıklıkla kıvrımlı bir hâl alıp fonksiyonel özelliklerini yitirmesiyle ortaya çıkan, venöz yetersizlik barındıran venlerdir. İnsanlarda variköz venler (ya da varis), genellikle alt ekstremitelerde süperfisyel (yüzeyel) bölgelerde görülür. Bu makâlede insanlarda variköz ven oluşma mekanizmasına çok fazla teknik ayrıntılara girmeden evrimsel bir perspektiften bakacağız. Bir başka yazımızda ise genel olarak dolaşım sistemininde insan evrimi sürecinde meydana gelen önemli değişikliklere daha detaylı bir şekilde değineceğiz.

Varicose Veins

Variköz venler, genişlemiş ve fonksiyonlarını tam olarak gerçekleştirememe durumuna gelmiş venlerdir. Hemen her vende varis gelişebilir; ancak varisleri daha sıklıkla alt ekstremitelerde izleriz. Bunu nedeni basittir: ayakta duruş, bacaklarımız üzerinde ciddi bir basınç yaratır ve venlerin içeriğinin gövdeye geri dönüşünde problem yaratır. Bunun evrimsel literatürde önemli imaları bulunmaktadır. Görsel: Mayo Clinic

Bunun için öncelikle “evrimsel tıp” sahasında öncü sistematik çalışmalarıyla bilinen psikiyatrist Profesör Randolph Nesse’nin evrime dair şu sözlerini hatırlayalım:

“Tüm biyolojik özellikler, yakınsak ve ıraksak (evrimsel) olmak üzere iki çeşit açıklamayı gereksinir. Herhangi bir hastalık için yakınsak açıklama, hastalıktan etkilenen vücut mekanizmalarında neyin yanlış olduğunu tanımlar. Buna dair evrimsel açıklama ise tamamen farklıdır. … Bu bakış açısıyla neden hepimizin bizi hastalıklara karşı savunmasız bırakan özelliklerimizin olduğu sorgulanır. Neden insanlarda yirminci yaş dişleri, apendiks ya da kontrolümüz dışında çoğalan hücreler bulunuyor?”

Variköz venler hem kalıtımsal hem de çevresel faktörlere bağlı olarak gelişebilir. Şu ana dek variköz venlere kesin olarak sebep olduğu ortaya çıkarılan bir gen olmasa da 16q24 üzerinde tanımlanan FOXC2 geninin variköz venlerle ilişkili olabileceği bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Variköz venlerin kalıtım yoluyla aktarılabileceğine dair kanıtlar sıklıkla ebeveynlerinde variköz ven gelişimi olan çocuklarda ilerleyen yaşlarda artan bir oranla görülen variköz venler üzerinden geliştirilebilmektedir.

Neticede, variköz venlere, fonksiyonelliğin azalmasına ve venöz dönüş yetersizliğine neden olan bariz etken, gravitedir. Gravitenin etkisi ise en iyi biçimde insanın anatomik pozisyonda veya genel olarak dik olması durumunda görülmektedir. Evrimsel literatürde bipedalizm (dik duruş ya da ikiayaklılık) olarak ifadelendirilebilen bu anatomik duruşun orijini, yakın primatlarda, yaklaşık 4-5 milyon yıl öncesine dek gidebilen dönemlere tarihlendirilmektedir. Kuşkusuz ki insan evriminde bipedalizm evresi geniş çapta bulgularla farklı ve bambaşka makâlelerin konusu olsa da bu yazıda ihtiyacımız olduğu kadarıyla dik duruş postürüne kısaca değinmek yararlı olabilir.

İkiayaklılık, insan evriminde koşma ve yürüme dinamiklerinin optimizasyonu ve elleri efektif kullanabilme örneklerinde olduğu gibi pek çok avantajla birlikte seyretmiştir. Bununla birlikte, evrimde hiçbir zaman bütünüyle her koşula adaptif, mükemmel ya da “kusursuz” niteliklerin evriminden bahsedemediğimiz üzere bipedalizmin avantajlarıyla birlikte dezavantajları da olmuştur. İnsan evriminde bipedalizm, bu niteliğiyle evrimsel ödünleşmelere çok belirgin örnekler ortaya çıkarmıştır. Örneğin dik bir postür, vertebralar üzerine özellikle lumbar bölgelere binen yükü artırmış; sırt ve bel ağrıları sıklaşmıştır. Özellikle lumbar bölge herniasyonları da bu özellikle yakından ilişkilidir. İnsanın en eski atalarından olan quadroped türlerden insanlara miras kalan bu “dört ayaklı” anatomi, insan evriminde iki ayaklılığa geçişle birlikte aşılması gereken birtakım hemodinamik faktörleri de doğurmuştur ki tam da bu nokta, bizim açımızdan damarları ve bilhassa da kalp seviyesinin altında graviteye karşı fonksiyonu bulunan venleri ve kalp seviyesinin üstünde arterleri ilgilendirmektedir. Arterlerde kalp seviyesinin üstündeki organlara (beyin gibi) aktarılacak olan kan, nisbî olarak yüksek kan basıncı ile aktarılabilmektedir. Oysaki kanlanmış organlardan kanı geri toplayıp kalbe getiren venöz sistemde ortalama kan basıncı oldukça düşük olup vücudun özellikle alt bölgelerinden (alt ekstremiteler, testis…) kanı yukarı kalp hizasına çekmek için ekstra fonksiyonel yapılara gereksinim ortaya çıkmıştır. Bu nedenle ven duvarlarında belirgin değişikler olduğu bilinmektedir.

Variköz venler, hemen her vende gelişebilmektedir. Bununla birlikte alt ekstremitelerde varisleri daha çok izlemekteyiz. Bunun nedeni oldukça basittir: dik ve ayakta bir postüre sahip olan modern insanda gövde ve ilişkili yapıların basıncı ayakta iken alt ekstremitelerimiz üzerine biner. Bu sebeple alt ekstremite kan içeriği, gövdeye çıkmakta herhangi bir venin olduğundan daha fazla zorlanır ve kan içeriği venlerde toplanmaya başlar. Bu fiziksel etkiye cevaben venler genişler; genişledikçe fonksiyonel niteliklerini ve esas morfolojilerini yitirir. Bu süreç, özellikle dik postüre sahip modern insanlarda oldukça sık rastlanan bir problem olup hemen her insan popülasyonunda izlenir. Sıklığı artmış variköz venler, bu nedenle, bipedal evrimin izlerinden sadece birisidir.

Variköz venler disfonksiyon barındırıyorsa neden elenmiyor?

 

Varisli Bacak

Varisli bir bacak

 

Variköz damarların venöz ülser ve variköz kanama gibi son aşama semptomlara yol açma ihtimâlinin olduğunu varsayarsak, doğal seleksiyon mekanizması bu durumda venöz yetmezliğe neden olma eğilimi barındırmayan genotiplere mi yönelmelidir? Bununla ilgili muhtemel birkaç açıklanma yapılmıştır. İlk olarak, variköz damarların genellikle üreme çağından sonra frekansı artar ve üreme öncesinde nadiren venöz ülser veya spontan variköz kanamaların son aşamalarına dek ilerler. Bu nedenden ötürü doğal seleksiyonun üreme sonrası ve üreme öncesi bireylere etkisinin farklılıklarını göz önünde bulundurduğumuzda, buradan bir rasyonel sonuca ulaşabiliriz. Öyleyse altta yatan olası genetik yatkınlığın fenotipik ekspresyonu, çoğalmanın yaygın olduğu bir yaşa kadar ortaya çıkmaz; variköz fenotipine predispoze olan genlerin frekansını azaltmak üzere ya çok az bir seçilim baskısı bulunur ya da hiç bulunmaz. Bu olası nedene benzer bir örnek olarak Huntington chorea hastalığını verebiliriz. Bu hastalıkta progresif seyreden ve en sonunda ölüme kadar varan süreç, hastada sıklıkla 35-45 yaşlarında ve o nedenle üreme döneminden sonraki periyotlarda ortaya çıkar. Bu durum da son derece fatal olan bu hastalığın modern insan popülasyonlarında hâlâ devam edebiliyor olmasına getirilen muhtemel açıklamalardan bir tanesidir. Ek olarak, Huntington hastalığından etkilenen bir hastanın çocuğunun hastalığı barındırma riski %50’dir. Hastalığın genetik mekanizmalarının anlaşılması, genetik danışmanlık ve genetik testler yoluyla olur. Bu durum, risklerin bilinmesi ve mekanizmaların anlaşılması yoluyla genin çoğalmasına karşı bir seçilim baskısı meydana getirir. Genetik test yapılan insanlar böylece ölümcül geni barındırıp barındırmama konusunda daha fazla avantaja sahip olmaktadır. Bu durum da bazı insanlarda biyolojik çocuk sahibi olmamayı, ölümcül geni barındıran bir fetüse kürtaj uygulamayı ya da ölümcül genin yeni nesillere geçmesinin engellenmesi gibi süreçleri ortaya çıkarmaktadır. Tüm bu süreç, variköz venler söz konusu olduğunda da kısmen benzer bir şekilde ilerlemektedir.

Variköz venlerin elenmemesine dair daha spekülatif olarak bir başka neden söylememiz gerekirse şöyle bir iddiada bulunabiliriz: doğumdan sonra kadınlarda variköz damarlar daha sık bir biçimde izlenir. Annenin gebelik sayısı arttıkça variköz ven geliştirme olasılığı da artmaktadır. Bu nedenle kadınlarda varisli damarlar doğurganlığın belirteci gibi davranabilir ve belirgin variköz ven taşıyan kadınların geçmiş insan popülasyonlarında yeni nesiller meydana getirebilme açısından pozitif niteliklerine vurgu yapmış ve böylelikle korunmuş olabilir. Variköz venlerin doğrudan ölümle sonuçlanmayan etkilerinin olması da bunu destekler. Buradaki muhtemel mekanizma, cinsel seçilim yoluyla daha çok açıklanabilmektedir. Bundan dolayı varisli ekstremiteler, geçmiş yıllarda, ilgili genin gen havuzundaki varlığını destekleyen bir seçilim baskısına sahip olmuş olabilir. Fakat bu iddianın temellendirilmesi, biyolojik araştırmalarla birlikte cinsellik, toplum ve kültür bilimlerinin ileri araştırmalarını gereksinmektedir.

Variköz venlerin muhafaza olmasına dair bir başka muhtemel sebep olarak variköz ven geliştirmeye eğilimin en azından bazı özel koşullarda geçerli olmak kaydıyla seçici avantajlara sahip olan diğer birtakım özelliklerle ilişkili olması da olanaklıdır. Örneğin, variköz damarla, ekstrem Kuzey iklimlerinde (düşük ışık seviyelerine bağlı olarak D vitamini eksiğiyle ilişkili biçimde) seçici bir avantaja sahip açık renk cilt tonlarıyla bağlantılı olabilir. Bu mekanizmayla ilgili bilgilerimiz henüz kısıtlı olup olası mekanizmalar tümüyle aydınlatılabilmiş değildir. Bu nedenle variköz ven geliştirme eğilimi, neticede, muhtemelen, doğal seleksiyon ve cinsel seçilimin etkileriyle şekillenmiş ve tercih edilmiş olabilir.

Sonuç olarak, esasında, evrimsel tıp perspektifinden bir olgunun, insan organizmasında göreli olarak hem avantaj hem de dezavantaj getirebileceğini; çeşitli hastalık ve “istenmeyen” gibi görünen süreçlerin de bu yoruma tâbi olduğunu anlamaktayız. Hastalıklara dair bu evrimsel yaklaşım, klinisyenler için ilgili proseslerin hem ontojenik hem filogenetik olarak değerlendirilebilmesi ve altta yatan mekanizmara kesin çözümler üretilip yeni nesillere profilaktik yaklaşımların güçlenebilmesi adına önem arz etmektedir. Bir biyolojik canlı ve tür olarak insanda venöz yetmezlik ve variköz ven gelişmesinin yatkınlığı, bu nedenle, sanıldığının aksine, çok daha eski, atasal süreçlere dek uzanabilmektedir. Bu yaklaşım, tıpta nispeten daha yeni bir yaklaşım olup hekimlere hastalıkların önlenmesi, tanı, tedavi ve nihâyetinde refah sağlayabilme süreçlerinde karşılaşılabilecek zorlukların yenilebilmesinde efektif bir bakış sunmaktadır.

Hazırlayan: Necdet Ersöz (Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Evrimsel Tıp Topluluğu)

Referanslar

  1. CenterForVein, P. B. (2017, Şubat 13). Evolution and Varicose Veins: Why Humans Get Varicose Veins. Erişim Tarihi Ağustos 01, 2017, bağlantı https://www.centerforvein.com/evolution-and-varicose-veins-why-humans-get-varicose-veins/
  2. Varicose veins: Causes, treatment, diagnosis, and prevention. Erişim Tarihi Ağustos 01, 2017, bağlantı http://www.medicalnewstoday.com/articles/240129.php
  3. Varicose veins. (2016, Ocak 22). Erişim Tarihi August 01, 2017, bağlantı http://www.mayoclinic.org/diseases-conditions/varicose-veins/home/ovc-20178078
Reklamlar

2 responses to “İnsanlarda Neden Varis Olur? Variköz Venler Üzerine Kısa Evrimsel Değerlendirme

Soru, Görüş ve Eleştirileriniz: (Uygunsuz İçerikler Kaldırılacaktır)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s