Temel Makaleler 04: İnsan Evriminin Kısa Bir Özeti

TEMEL MAKALELER 04:
İNSAN EVRİMİNİN KISA BİR ÖZETİ

Necdet Ersöz
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
Evrimsel Tıp Topluluğu

Temel makaleler serimizin dördüncüsü olan bu yazı ile insanın kökenine ve evrimine yönelik genel ve kısa bir özet sunacağız. İnsan evriminin önemli kilometre taşlarına değineceğimiz bu makalede, milyonlarca yıla uzanan evrimsel sürecin bütününün, her detayının ve spekülatif noktalarının, özellikle de kültürel/zihinsel açıdan etraflıca incelenmesinin mümkün olamayacağını belirtiriz.

Human Evolution

İlk olarak insanlar adını verdiğimiz canlı organizmaların biyolojideki taksonomik pozisyonunu kısaca özetleyelim. İnsanlar, geniş ölçüde gezegende yaşayan tüm canlı formlarıyla ortak bir genetik kodu paylaşan; ancak yakın filogenetik geçmişte diğer canlı gruplarından belirli karakteristik özelliklerle ayrılan ve yaşam ağacının en genç dallarını oluşturan canlı organizmalardır. Biz insanlar, “memeliler” adı verilen sıcakkanlı canlı gruplarından evrimleştik. Memeliler içerisinden ise, Primatlar adı verilen grup içerisindeyiz. Primatlar arasından da eski dünya maymunları olarak bilinen bir altgruba bağlıyız. Eski dünya maymunları ve insanlar, ape adı verilen sıklıkla kuyruksuz özellikle karakterize başka bir gruba sahiptir. “Ape” grubunun Türkçede isimlendirilmesinde sıklıkla hatalar yapılmakta, bu grup tümüyle alelâde bir “maymun” terimiyle adlandırılmaktadır. “Ape” grubunu Türkçede en iyi karşılayan terim, “insansı” terimi olacaktır. İnsansılar bünyesinde yer alan “Büyük İnsansılar”, şempanze, bonobo, goril ve orangutanları da kapsayan bir ailedir. Bugün ne yazık ki neslini devam ettirebilmiş insansıların neredeyse tümünün nesli çeşitli nedenlerden ötürü tehlike altındadır.

NGS Picture Id:1558685

Bugün modern insanlara evrimsel açıdan nesli devam eden en yakın tür olan şempanzelerden bir yavru. (NatGeo)

Her ne kadar büyük insansılara ait fosil kalıntıları yeterince olmasa da, gelişen teknolojiye paralel olarak moleküler kanıtlar, insanlarla büyük insansılardan şempanze ve bonobonun yaklaşık 7 milyon yıl öncesine dek giden bir ortak atasına işaret etmektedir. İşaret edilen ortak atanın net lokasyonu, habitatı ve karakteristik fizikî özellikleri konusunda araştırmalar sürmektedir. Genetik çalışmalar neticesinde güncel sınıflamalara göre büyük insansılar ve insanlar, “Hominid” adı verilen bir familyaya bağlanmıştır. Hominidler içerisinden insanlar, şempanze ve bonobolara filogenetik olarak orangutan ve gorillere göre daha yakındır. “Hominoid” terimi ise hâlâ kullanılmakla birlikte insan ve şempanzenin ortak atasından daha genç olan türler için “hominid” yerine “hominin” kullanımı yerleşmiştir. Anlaşılacağı üzere “hominin” kullanımıyla goriller evrimsel olarak eski türler olarak kalmıştır. Fosil formunda Afrika’da keşfedilen en erken homininler yaklaşık 5-7 milyon yıl civarına tarihlenmiştir ve evrimsel açıdan şempanzelere daha yakındır. Bu en eski ortak atalara dair en bilinen örneklerden biri, Ardipithecus ramidus fosilidir. Bu noktada diğer hominidlerle bu fosilleri farklı kılan en önemli detaylardan birisi, bipedalizm, iki ayaklılığa geçiş evresidir. Her ne kadar bu eski homininler anatomik olarak bipedal postüre sahip olsalar da, işlevsel olarak bipedal yaşantıyı tam olarak gerçekleştirip gerçekleştiremediklerine dair şüpheler var olduğundan özellikle üst ekstremitelerden yola çıkılarak bu organizmaların fakültatif bipedal oldukları dile getirilmektedir. Bu türlerin ekstremitelerini insanlar yerine, şempanzelerle oldukça benzer kullanmış olabileceğine dair bulgular vardır. Dik anatomik postürden ayrı olarak bu türlerin devam eden 3-4 milyon yıl boyunca herhangi bir majör fiziksel değişikliğe uğramadığı görülmektedir. Onun yerine, birtakım çeşitli farklanmalar görüldüğü de literatürde yazmaktadır. Bunlara örnek olması bakımından, muhtemelen sert bitkisel besinlerin tüketimine bağlı olarak gelişmeye başlayan büyük çene (Paranthropus örneği) verilebilir. Australopithecine olarak adlandırılmış grupta ise rölatif olarak küçük çene ve dişler korunmuştur. Bu grubun bünyesinde yer alan literatürdeki en ünlü numûne, “Lucy” popüler ismine sahip Australopithecus afarensis’tir. Bugün insan türlerine giden yolağı tam olarak hangi grubun oluşturduğu netleştirilemese de, bu türün mensûb olduğu Australopithecine grubunun insanların yakın atalarını meydana getirdiği kabul edilmektedir. Yaklaşık 2-2,5 milyon yıl önce, Homo olarak adlandırılmaya başlanan ilk türler yeryüzünde var olmaya başlamıştır. Homo cinsinin diğer gruplarla kıyaslandığında, karakteristikleri arasında beyin büyüklüğünde artış ve taş aletleri kompleks kullanımın görülmesi sayılabilir.

Okuma önerisi: İnsanlar maymunlardan mı evrimleşmiştir?

Lucy

Lucy (Scientific American)

Homo cinsine ait olduğu düşünülen çok erken birtakım fosillerin esasında Australopithecine olarak sınıflandırılması gerektiğine dair birtakım tartışmalar da mevcuttur. Bugün insan türleri içerisinden Homo ergaster türünün ise bipedal anatomiye ve bununla birlikte yürüme ve koşma patternlerine doğru giden evrimde ilkin örneklerden birini oluşturduğu kabul edilmektedir. Bu anatomik değişikliklerle birlikte, insanlarda beynin rölatif büyüklüğü ve komplike alet kullanımı bulgularının da belirgin olmaya başladığı bilinmektedir. Fakat ilk kullanılan aletlerin tam ve kesin olarak ne amaçla kullanıldığına dair veriler azdır. Bu evrimsel süreçte görünür olan bir diğer önemli değişiklik de seksüel dimorfizmdeki azalıştır. Bunun anlamı şudur ki, biyolojik olarak belirgin farklanan erkek ve dişi cinsiyetler, ilerleyen süreçlerde net dimorfik yapısını girift bir hâle sokmaktadır. Homo ergaster’e oldukça yakın ve Eski Dünya’ya yayılmış vaziyette olduğu tahmin edilen, Endonezya, Çin ve Doğu’da ve ilerleyen zamanlarda Avrupa’da yaşadığı düşünülen bir önemli tür de Homo erectus’tur. İlerleyen 2 milyon yıllık süreçte Homo erectus oldukça az morfolojik değişikler geçirmiş olup taş aletlerin kullanımı bu dönemde biraz daha karmaşıklaşmıştır. Özellikle son birkaç yüz binlik yıllık zaman diliminde ise insan türlerinin beyin büyüklüğünde önemli artışlar belirlenmiştir. Beyin kademeli olarak büyürken, bir önceki makalemizde de bahsettiğimiz şekilde, bu esnada bipedal anatominin adaptif özellikleri nedeniyle morfolojik değişikliklere uğramakta; dolayısıyla doğuma izin veren pelvis çapında bir daralma söz konusu olmaktadır. Her ne kadar pelvis çapı değişiklikleri, doğum için özellikle Australopithecine gibi gruplarda çok büyük problemler yaratmasa da bilhassa Homo cinsinin evrimine paralel olarak daralmalar önemli bir hâl almış, bu daralmalar gelişimsel dönemde nisbî olarak büyüyen beyni karşılayamaz duruma gelmiştir. Homo cinsine ait türlerde fetusun büyüyen kraniyal bölgesi ananın pelvis genişliği ile evrimsel sınırlama meydana getirmektedir. İlginçtir ki, devam eden evrimde hem pelvis daralmaya devam etmiş hem de beyin allometrik olarak büyümüş; buradaki problem de insan yavrularının henüz nöronal gelişimlerini tamamlayamadan doğması ile çözülmeye gidilmiştir. Profesyonel araştırmacıların elde ettiği bulgular, hem pelvis daralmasının hem de beynin rölatif olarak büyümesinin bir gereklilik olduğu yönünde içerimlere sahiptir.

Ek okuma önerisi: Temel Makaleler 03: Evrimsel Biyolojide Bazı Temel Prensipler

Nispeten yakın dönemde yaşadığı keşfedilen ve hakkında diğer eski türlere göre daha çok veriye sahip olan kuzenlerimizden Neandertaller’in özellikle Orta Doğu, İsrail ve Avrupa’da yaşadığı tahmin edilmektedir. Neandertal insanlarının yüksek olasılıkla ekstrem iklim şartlarına maruz kaldıkları ve hayvansal orijinli beslendikleri söylenmektedir. Neandertaller, modern insanlar olan bizlerin bilinen en yakın kuzenleri olup geçmiş yıllarda bazı evrim bilimciler Neandertalleri modern insanların atası olarak göstermiştir. Fakat yapılan genom analizleri, Neandertallerin modern insan ataları değil ancak ortak bir atadan dallanmış filogenetik kuzenleri olduğunu ortaya koymaktadır. Neandertal ve modern insanlar olan Homo sapiens’in yeryüzünde belirli zamanlarda birlikte yaşadığı ve bu iki türün etkileşime geçtiği bilinmektedir. Neandertaller ateşi kullanmış ve taş aletler icat etmiş olup fizikî bakımdan modern insanlardan daha güçlü oldukları tahmin edilmektedir. Sitemizde Neandertal insanları üzerine yazılarımız mevcuttur.

Ek okuma önerisi: Neandertal insanları

Afrika’nın güney ucundan Orta Doğu’ya kadar uzanan topraklarda yaklaşık 200000 yıl öncesine ait bulunan fosillerin anatomik açıdan modern insanlara ait olduğu kabul edilse de, bu canlıların “modern insan davranışı” patternlerine sahip olup olmadıkları konusunda net bir bilgi yoktur; daha doğrusu türümüzün ilkin bireylerinin modern insan davranışlarını ima eden eserler bıraktıklarına dair veriler azdır. Birtakım güncel deliller, modern insanlar olan bizlere giden pathwaylerin Afrika’da yaklaşık 70-100000 yıl önceye ait olduğunu düşündürmektedir. Zıpkın üretimi ve kullanımı gibi kompleks alet üretimini modern insanlar davranış patternlerinden saydığımızda bunlara dair ilkin kanıtlar yaklaşık olarak bu dönemlerde ortaya çıkmaktadır. Bu tip modern insan davranışı sergileyen topluluklar, “primitif teknolojilerini” kullanarak yavaş yavaş Afrika’dan çıkmaya başlamışlardır. Bunların bir kısmı yeryüzüne yayılmaya başlamış, bir kısmı ise geldikleri yere geri dönmüştür. İlk göç bulguları Orta Doğu, Mezopotamya, Hindistan, Endonezya üzerinden seyredilen bir yolu işaret etmektedir. Göçler, eninde sonunda büyük deniz ve okyanus kıyılarına uzanmış, bir kısım gruplar karşı kıyıyı göremeden sulara açılmış ve diğer kıtalara ulaşmıştır. Bugün Avustralya ve Yeni Zelanda yerlileri olarak bilinen aborjinlerin atalarının bu insanlar olduğu düşünülmektedir. Bu zamanlarda bir benzer türün de bugünkü Sibirya ve Çin topraklarında evrimleşip Avrupa’ya doğru geldiği bilinmektedir. İkinci bir grup olarak “Cro-magnon insanları” şeklinde bilinen ilkin modern insanların geçmiş literatürde modern insan davranışları sergileyen ilk insanlar olduğu söylense de bu bilgi ilerleyen yıllarda yanlışlanmıştır. Henüz Afrika’dan çıkmadan önce modern insan davranışlarının ve kognitif yeteneklerinin sergilenmiş olması daha olasıdır.

Cro-Magnon

Cro-magnon fosili (Smithsonian)

Modern insanlar, evrimleştikleri dönemden bu yana diğer insan türleriyle de karşılaşmışlardır. Makalemizde yer verdiğimiz Neandertaller ve diğer bir tür olarak Denisova insanlarının modern insan DNA’sına, özellikle de Avrupa ve Asya’daki birtakım gruplara küçük oranlarda katkı sağladığı bilinmektedir. Ancak bu DNA parçalarının üzerindeki pozitif seleksiyon hakkında bilgimiz az olsa da, HLA allellerinde olduğu gibi özellikle bazı hastalıklarda bir rezistans kazandırmış olabilecekleri düşünülmektedir. İlginç bir şekilde, özellikle son birkaç on bin yıla girdiğimizde, yeryüzünde modern insanlar olan Homo sapiens dışında başka bir insan türü kalmamıştır. Kanaatimizce bu noktadan itibaren, Homo sapiens biyolojik evriminin bugünkü duruma oldukça yaklaştığını söyleyebiliriz. Son birkaç on bin yılda ve ilerleyen bin yıllarda lokal değişiklikler, coğrafyaya göre insan diyetinin çeşitlenmesi, bazı adaptasyonlar ve kültürel evrim, günümüz insanına giden yolu meydana getirmiştir.

Ek okuma önerisi: Neandertallerle Sevişen Atalarımız Bu Yolla Hastalıklara Direnç Kazanmış

Modern insanların son birkaç on bin yıllık evriminde ve yeryüzüne yayılışlarında tarihsel araştırmalarda da günümüzde de sıklıkla tartışılan bir konu olarak insanda “ırk” konsepti göze çarpmaktadır. “Irk” nosyonu üzerine biyolojik, tarihsel, antropolojik, sosyal ve politik alanlarda yıllardır devam eden bir tartışma söz konusudur. Irkların siyasî sahada meydana getirdiği tartışmalar bir yana, her ne kadar “ırk” tartışmaları bugün dahi çözüme kavuşturulamamış olsa da, “ırk” konseptinin insanlar söz konusu olduğunda biyolojik bir gerçeklik olarak kabul edilip edilmesinden ayrı olarak özellikle sosyal davranış ve kültür patternlerinin değerlendirilmesinde gibi birtakım noktalarda kullanışlı olabileceği ya da araştırmacılara yardımcı olduğu görülmektedir. Irklar, biyolojik anlamları açısından çokça tartışılsa bile sosyal ve kültürel alanlarda anlamlı birer kategoridir. Bugün fiziksel antropoloji ve zihin bilimleri gibi sahaların tarihinde bir sözde bilim (pseudoscience) olarak frenoloji ve geçmişte ırksal niteliklerin öjenik gibi evrimsel biyoloji bazlı etik açıdan problemli uygulamalara da tanık olunmuştur. Irksal karakterlerin gerçekliğinin belirlenmesinde ve değerlendirilmesinde bugün öne çıkan bir bilim olarak genetik bulunmaktadır.

İnsan Evrimi Çizelge

İnsan evrimi genel kronolojik çizelgesi (Natural History Museum)

Bu makalede, insan evriminin geçmişini şekillendiren birtakım süreçlere yer vermeyi uygun bulduk. Şundan kuşku yok ki, insan evrimi üzerinde çokça tartışması gereken ve literatürü oldukça geniş, hem büyük bir çalışma sahası olarak hem de insan üzerine çalışan hemen her profesyonelin ilgisine hitap eden bir alan olarak yalnızca bir makale ile anlaşılması söz konusu olamaz. Biz bu makale ile insan evriminin temel dinamiklerini kısa kısa geçerek en azından Temel Makaleler serimizin fikrî havasına uygun biçimde okuyucularıma bir giriş sağlamayı hedefledik. İnsan evriminin özellikle kültürel ve zihinsel perspektiften değerlendirilmesine bu makalede fazla yer vermeyerek ilgili konuları temel makalelerimizin devamında ele almayı düşündük.

Yazar: Necdet Ersöz (Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Evrimsel Tıp Topluluğu)

REFERANSLAR VE İLERİ OKUMALAR

  1. Varki, A. (2012). Nothing in medicine makes sense, except in the light of evolution. Journal of Molecular Medicine,90(5), 481-494. doi:10.1007/s00109-012-0900-5
  2. Gluckman, P. D., Beedle, A., Buklijas, T., Low, F., & Hanson, M. A. (2016).Principles of evolutionary medicine. Oxford, United Kingdom: Oxford University Press.
  3. Jones, S. (2009). The Cambridge encyclopedia of human evolution. Cambridge: Cambridge Univ. Press.
  4. Lewin, R. (2005). Human evolution: an illustrated introduction. Malden, MA: Blackwell.
  5. Stein, P. L., & Rowe, B. M. (2017). Physical anthropology. McGraw-Hill College.
Reklamlar

2 responses to “Temel Makaleler 04: İnsan Evriminin Kısa Bir Özeti

  1. Geri bildirim: tabletkitabesi·

  2. Geri bildirim: TEMEL MAKALELER 04: İNSAN EVRİMİNİN KISA BİR ÖZETİ | LabirentliYOL·

Soru, Görüş ve Eleştirileriniz: (Uygunsuz İçerikler Kaldırılacaktır)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s