Akne ve Sindirim Kanalı İlişkisine Evrimsel Perspektif

AKNE VE SİNDİRİM KANALI İLİŞKİSİNE EVRİMSEL PERSPEKTİF

Necdet Ersöz
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
Evrimsel Tıp Topluluğu

Yaygın bir deri problemi olarak acne vulgarisin gelişimi hakkındaki genel görüş, kıl folikülleri çevresine yerleşen yağ bezlerinin özellikle puberteye girişle birlikte cinsiyet hormonlarının artışına bağlı olarak uyarılması şeklindedir. Saç folikülleri civarında yağ bezlerinin yağ üretimini artırması, devamında fiziksel ve biyolojik nedenlerle Propionibacterium gibi bazı mikroorganizmaların fazlaca çoğalmasına ve inflamasyona neden olabilir. Bu ve buna benzer açıklamalarla birlikte, özellikle bağırsak problemleri ile acne vulgaris arasında bağlantı kuran birtakım çalışmaların olduğu bilinmektedir. Bu yazıda, bu ilişkiyi yeryüzünde çeşitli insan popülasyonlarından yola çıkarak evrimsel perspektiften incelemeye çalışacağız ve evrimsel düşünceden yoksun klâsik tıbbî düşüncenin insana dair eksik kavrayışına örnekler sunarak evrimsel olmayan tıbba meydan okuyacağız. Öncelikle, birtakım bulguları inceleyelim.

Modern Batı toplumları ve diğer toplumlarda akne insidansı oldukça farklıdır

Modern Batı toplumlarında, akne problemleri oldukça yaygın olarak görülmekle birlikte, epidemiyolojik çalışmalar Batılı olmayan toplumlarda neredeyse hiç akne problemlerine rastlanmadığını ortaya koymuştur. Akne insidansında yeryüzü popülasyonlarında böylesi büyük farklılıklara neden olan mekanizmanın bütünüyle genetik orijinine vurgu yapmak yerine, yapılan çalışmalar çevresel şartları da ön plana çıkarmaktadır. Batılı olmayan toplumlarda akne insidansının çok düşük olmasındaki birincil etken, akneye genetik direnç değildir. Batılı kültürde yaşayan; ancak Batılı olmayan etnik altyapıya sahip insanlarda da akne problemlerinin sık yaşandığı tespit edilmiştir. Bu yazıda, akne oluşumuna neden olan yaşam tarzına bağlı evrimsel uyuşmazlıklar ortaya çıkarmış çevresel etkilere vurgu yapılacaktır.

Batılı olmayan toplumlarda akne sıklığı son derece düşüktür.

Batılı olmayan toplumlarda akne sıklığı son derece düşüktür.

Sindirim problemlerinde ortak rol oynaması muhtemel birtakım mekanizmalar akneyle ilişkilidir

Modern Batılı diyette ve çeşitli hastalık durumlarında önerilen yaşam tarzı, Batılı toplumlarda akne sıklığının artışıyla birlikte düşünülebilir. Bunun için ilk olarak modern toplumun rutin beslenme alışkanlıklarına ve hastalıklara karşı takındığı tavra bakmamız yerinde olacaktır. Hastalıklarla mücadelede önemli kimyasallardan antibiyotikler ve birtakım ilaçlar, sindirim kanalındaki doğal floraya etki ederek geri dönüşümü olmayan bazı hasarlar meydana getirebilmektedir ve antibiyotikler bugün modern tıbbın hastalıklarla mücadele etmekte başvurduğu en ciddi yollardan biridir. Modernleşen toplumlarda bir karakteristik hâline gelen yüksek karbonhidratlı ve tahıllı beslenme alışkanlığı ile sindirim kanalı problemleri geçmiş dönemlerdeki çalışmalarda ilişkilendirilmiştir. Aynı şekilde rafine şeker tüketiminin artmasına paralel olarak sindirim kanalı florası içeriği değişmektedir. İşlenmiş ve pastörize ürün tüketiminin artması sindirim sorunları yaratabilmektedir. İlginç bir fenomen olarak modern toplumlarda karşımıza çıkan hijyene aşırı önem verme, anksiyeteye varan titizlik ve mikroorganizmalara karşı duyulan abartılı korku da modern toplumun karakteristik yaşam tarzının içerisinde değerlendirilebilir. Evrimsel tıpta “hijyen hipotezi” adı verilen yaklaşım, tam da bu noktada özellikle Batılı ve modern toplumlarda gereksiz ölçülerde önem verilen “hijyen” konseptinin, insanların immün sisteminin fonksiyonel çalışmasını ciddi şekilde bozan bir etken olabileceğini tartışmaktadır. Arkaik toplumlarda astım ve alerji gibi birtakım rahatsızlıkların sıklığının çok düşük olması, bu hipoteze destek olarak sunulmaktadır.

Hijyen hipotezi hakkında detaylı bilgi için: Evrimin Işığını Tıbba Yöneltmek: Tıp Literatürü ve Evrim

Yukarıda belirtilen faktörler, Batılı kültüre sahip toplumlarında neredeyse bir yaşam stili hâline gelmiştir. Bu noktada, hastalıkların ve rahatsızlıkların oluşumunda gen-çevre uyumsuzluğuyla birlikte sıklıkla çevresel faktörlerin etkisine vurgu yapan evrimsel yaklaşımı daha iyi kavramak adına, bir canlı organizma olarak insan ile onun dış çevresi arasındaki “bariyere” dikkat çekmek gerekir. Tahmin edilebileceği üzere insanın iç (biyolojik) çevresiyle dış çevreyi ayıran bariyer, sindirim kanalıdır. Her ne kadar sindirim kanalımız vücudumuz içine gömülü olsa da henüz sindirim kanalından emilip kana ve ardından hücrelere geçmeyen moleküller vücudun dışında sayılır ve onları sindirme işlemine “hücre dışı sindirim” adı verilir. Bu bariyerin, insanın iç ve dış çevresini ayıran oldukça önemli konumu nedeniyle bu bölgede adeta santral sinir sistemi gibi bir yoğun sinir ağı, ayrıca savunmaya yönelik çok yoğun bir şekilde immün sistem komponentleri bulunur. Sağlıklı bir insan sindirim kanalı, özellikle bağırsaklarda çok sayıda farklı türden mikroorganizmaya ev sahipliği yapar. Son yıllarda bağırsak çeşitli açılardan önemine ve evrimsel özelliklerine vurgu yapan çalışmaların sayısı ciddi bir biçimde artmıştır. Yukarıda belirttiğimiz modern yaşam tarzına bağlı olarak gen-çevre uyumsuzluğunun ilk olarak gözlendiği organlardan biri de bağırsaklar olacaktır. Sağlıksız mikrobiyota, mikroorganizmalar açısında dengesiz ve ilerleyen aşamalarda bağırsak fonksiyonlarının bozulduğu bir tabloyu ifade etmektedir. Bu durumda bağırsaklarda sürekli gaz, sancılar, besinlere hassasiyet ve ishâl gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır. Bu tablo, devamında sistemik inflamasyonlara ve oksidatif strese neden olabilir. Vücut genelinde görülebilen bu etkiler, özellikle yağ bezlerinin bir salgısı olan sebum üzerinde de etkili olarak akne problemlerine yol açabilen mikroorganizmaların yaşamı için elverişli ortamlar oluşturabilir. Neticede üreme ve yaşama imkânı bulan bu mikroorganizmalar anormal derecelerde çoğalarak vücudun belirli bölgelerinde akneye sebep olur. Bu yolak, modern yaşam tarzının evrimsel uyumsuzluklar nedeniyle ortaya çıkardığı çeşitli problemlerle akne gibi birtakım deri problemlerini bağdaştıran önemli bir yolaktır. Modern yaşam tarzına bağlı olarak evrimsel uyumsuzluklar kendini belirgin olarak sindirim problemleri olarak gösterir. Sindirim kanalından kaynaklanan inflamasyonlar ve akne problemleri ilişkisi, ıraksak perspektifte bu nedenle evrimsel koşullarla birlikte, yani iki akslı değil üçlü aks şeklinde düşünülmesi gereken yaşam tarzı değişiklikleriyle ilişkilidir. Batılı olmayan ya da arkaik yaşam tarzını ve kültürü devam ettiren birtakım toplumlarda akne problemlerinin neredeyse hiç görülmemesi, epidemiyolojik verilerden bu yapılan çıkarıma bir destek niteliğindedir. Modern yaşam tarzı, sindirim problemleri ve akne sıklığını ilişkilendiren çalışmalar gitgide artmaktadır.

Modern dönem yaşam tarzı, evrimsel uyumsuzluklarla gelen sindirim problemleri ve devamındaki akne problemleri ilişkisi, literatüre "üçlü aks"olarak geçmiştir.

Modern dönem yaşam tarzı, evrimsel uyumsuzluklarla gelen sindirim problemleri ve devamındaki akne problemleri ilişkisi, literatürde yakınsak soruşturmadan ıraksak soruşturmaya dek uzanan geniş bir aksı ifade eder.

Gelişime bağlı olarak hormonal değişiklikler ve aknelerin görülmesi evrimsel açıdan nasıl açıklanır?

Ergenliğe girişle birlikte cinsiyet hormonlarının salınımının artışına paralel olarak akne problemlerinde genellikle artış görülür. Yalnızca ergenlikle sınırlı kalmayacak biçimde ilgili hormonlarda değişim meydana getirebilecek menstrüasyon, gebelik, ilaç kullanımı ya da çeşitli stres durumları gibi etkiler de akne oluşumunda rol oynayabilir. Sıklıkla, çeşitli popüler medya ve yayın organlarından “akne oluşumunun, ergenlikle birlikte gelen son derece normal bir süreç olduğu” vurgusunu işitiriz. Oysaki akne oluşumuna tamamen insan vücudunun normal fizyolojisi içerisinde yer vermek eksik bir bakış açısını yansıtmakla beraber evrimsel perspektifin göz önünde bulundurulmadığını ortaya koymaktadır. Yeryüzünde modern yaşam tarzına sahip sınırlı kitlelerde kendini sık gösteren akne problemlerine bütünüyle “normal” yaklaşımını sergilemek, dünyanın geri kalan ve oldukça da büyük bir kitleyi belirten “Batılı olmayan” yaşam tarzına sahip toplumlarında neredeyse hiç rastlanmamasıyla bağdaşmayacaktır. Evrimsel düşünüşü henüz benimsememiş klâsik tıp perspektiflerine sahip birtakım araştırmacılar bu noktada evrimsel perspektifleri gözden kaçırmakta, arkaik toplum karakteristikleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmamakla birlikte hastalık, sağlık, anormal, normal konseptlerini büyük ölçüde gen-çevre uyumsuzluğunu barındıran modern yaşam tarzıyla açıklamaya çalışmakta, insanların evrimdeki atasal form niteliklerini arka plana itmektedirler.

Ergenlikle akneye sebep olan nedir? Yağ bezlerinde hormonal değişimlere bağlı olarak artan aktivite, bu dönemde akne oluşumunun primer nedenidir. Sebum artışı ve devamında görülen oksidatif reaksiyonlar, akne gelişimini hızlandırır. Esasında, hormonal değişimler ve yağ bezleri faaliyetinin artması, normal insan fizyolojisinin bir parçasıdır ve bu durum yalnızca başka bir mekanizma ile birleştiği durumlarda ortaya çıkar. Bizim vurguladığımız yer de, işte budur. Hormonal değişimler ve yağ bezlerindeki faaliyet artışı, gayet normal süreçlerin birer parçası iken akne, anormal bir yolakla birleşimden doğar. Bazı kimselerin bu anormal ve ancak yukarıda belirttiğimiz çerçevelerde evrimsel bir bakış açısından yaklaşıldığında daha iyi kavranabilecek olan yolaklara vurgu yapmadan akneyi normal ve sağlıklı insan fizyolojisine dâhil etmesi, şaşılasıdır.

Kıl foliküllerinin yakınında yer alan yağ bezleri, akne oluşumuna neden olan yapılardandır.

Kıl foliküllerinin yakınında yer alan yağ bezleri, akne oluşumuna neden olan yapılardandır.

Klâsik tıbbın uzun dönemli akne tedavisinde antibiyotik başarısızlığı ve evrimci düşüncenin önemi (“süper akne” nosyonu)

Hekimlerin birçoğu, akne tedavisinde antibiyotik kullanımını ciddi bir süre devam ettirmeyi önermektedir.  Yapılan çalışmalarda birtakım antibiyotiklerin akne oluşumunu baskılayıcı özelliği ortaya çıkarılmış; ancak uzun dönemli antibiyotik kullanımında durumun tam tersine dönebileceği, akne oluşumunun tetiklenebileceği çok kez ifade edilmiştir. Bakteriler üzerinde öldürücü etkisi olduğu bilinen antibiyotiklerin ilk aşamada akne gelişimini azaltması son beklenebilecek bir durumdur. Fakat bu durum, yazının odağı olarak düşüncelerden anlaşılacağı üzere aknenin yalnızca ilgili mikroorganizmalarla sınırlı kalmayan kökenini çözebilecek, yani akneyi kökünden bitirecek bir metot sunmamaktadır. Aksine, antibiyotiğe birkaç ay maruz kalan bakteriler, yeni nesillerde ilgili antibiyotiklere direnç kazanarak güçlenmiş bir şekilde dönebilir. Literatürde bu vakalara rastlanmış ve “süper akne” nosyonu geliştirilmiştir. “Antibiyotik direnci” kavramı da tıbbın ilaç ve tedavi metodu geliştirmekte kullanması gereken bir diğer önemli evrimsel literatür bulgusu olarak önemini sürdürmektedir.

Akne problemi yaşayan genç bir birey.

Akne problemi yaşayan genç bir birey.

İnsan yaşam tarzı, evrimsel perspektiften bakıldığında akne problemlerinin önemli nedenidir; evrimsel özellikler insan diyeti ve yaşam biçiminde göz önünde bulundurulmalıdır

Yazıyı ve yazıda verilen düşünceleri bütünleştirecek şekilde yaşam tarzının, evrimsel uyumsuzluklar meydana getirdiğine örnekler gördük. Toplumların yaşam tarzındaki evrimsel niteliklere uygun değişiklikler, sadece akne problemlerini değil, modern dönemdeki pek çok hastalığı da büyük ölçüde çözecektir. Yaşam stili ve diyetin değiştirilmediği koşullarda akneye sunulan ilaçlar, antibiyotikler gibi bazı tedavi metotları kesin sonuç vermeyecektir. Aknenin çözümüne bakış açısı, evrimsel bir duruşu gereksinmektedir. Verilen ölçülere uygun olarak özellikle Batılı toplumlarda düşük glisemik indeksli, probiyotik ve düzenli omega-3 alımı içeren diyetlerin akne problemlerini azalttığı tespit edilmiştir. Aksine, süt ve süt ürünü tüketiminin fazlalığı ile akne problemlerinin sıklığı uyumlu bulunmuştur. Bu durum, süt tüketimine dair getirilen evrimsel meydan okumalarla son derece paraleldir. “Süt içmenin evrimi” konusu, yine evrimsel tıpta oldukça önemli perspektifleri barındıran ve bizim de makale arşivimizde yer verdiğimiz ciddi bir konudur. Bu nedenle, arkaik toplum niteliklerini göz önünde bulunduran bir yaşam tarzı ve diyetin, akne problemlerinin ortadan kaldırılmasına etkili olabileceği söylenebilmektedir. Evrimsel tıp, anlaşılacağı üzere klâsik tıbbın modern toplum odaklı bakış açısını yeniden sarsmaktadır.

İleri okuma önerisi: Süt İçmenin Evrimi

İleri okuma önerisi: Laktaz Direncinin Evrimsel Genetiği ve Sütü Sindirebilmek

Yazar: Necdet Ersöz (Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Evrimsel Tıp Topluluğu)
Referanslar ve İleri Okumalar
  1. Nesse, R. M., & Williams, G. C. (1994).Why we get sick: the new science of Darwinian medicine. New York: Times Books.
  2. Öztürk, U. O. (2015). Laktaz Direncinin Evrimsel Genetiği ve Sütü Sindirebilmek. Evrimsel Tıp. erişim tarihi Şubat 02, 2017, bağlantı https://goo.gl/nrhpuO
  3. Çapar, D. (2016). Süt İçmenin Evrimi. Evrimsel Tıp. erişim tarihi Şubat 02, 2017, bağlantı https://goo.gl/G3MIb9
  4. Ersoz, N. (2017). Evrimin Işığını Tıbba Yöneltmek: Tıp Literatürü ve Evrim. Evrimsel Tıp. erişim tarihi Şubat 02, 2017, bağlantı https://goo.gl/9Vwb0R
  5. Cordain, L. (2005). Implications for the Role of Diet in Acne.Seminars in Cutaneous Medicine and Surgery,24(2), 84-91. doi:10.1016/j.sder.2005.04.002
  6. Cordain, L. (2003). Omega-3 Fatty Acids and Acne—Reply.Archives of Dermatology,139(7). doi:10.1001/archderm.139.7.941-a
  7. Davidovici, B. B., & Wolf, R. (2010). The role of diet in acne: facts and controversies.Clinics in Dermatology,28(1), 12-16. doi:10.1016/j.clindermatol.2009.03.010
  8. Carrera-Bastos, P., F., O., L., & C. (2011). The western diet and lifestyle and diseases of civilization.Research Reports in Clinical Cardiology,  doi:10.2147/rrcc.s16919
  9. Bowe, W. P., & Logan, A. C. (2011). Acne vulgaris, probiotics and the gut-brain-skin axis – back to the future?Gut Pathogens,3(1), 1. doi:10.1186/1757-4749-3-1
  10. , M., & C. (1999). The familial risk of adult acne: a comparison between first-degree relatives of affected and unaffected individuals.British Journal of Dermatology,141(2), 297-300. doi:10.1046/j.1365-2133.1999.02979.x
  11. Bowe, W. P., Kessides, M. C., & Shalita, A. R. (2011). The relationship between acne and diet.Acne Vulgaris,57-69. doi:10.3109/9781616310097.002.2
  12. Cordain, L., Lindeberg, S., Hurtado, M., Hill, K., Eaton, S. B., & Brand-Miller, J. (2002). Acne Vulgaris.Archives of Dermatology,138(12). doi:10.1001/archderm.138.12.1584
  13. Smith, R. N., Mann, N. J., Braue, A., Mäkeläinen, H., & Varigos, G. A. (2007). The effect of a high-protein, low glycemic–load diet versus a conventional, high glycemic–load diet on biochemical parameters associated with acne vulgaris: A randomized, investigator-masked, controlled trial. Journal of the American Academy of Dermatology,57(2), 247-256. doi:10.1016/j.jaad.2007.01.046
  14. Gluckman, P. D., Beedle, A., Buklijas, T., Low, F., & Hanson, M. A. (2016).Principles of evolutionary medicine. Oxford, United Kingdom: Oxford University Press.
Reklamlar

One response to “Akne ve Sindirim Kanalı İlişkisine Evrimsel Perspektif

Soru, Görüş ve Eleştirileriniz: (Uygunsuz İçerikler Kaldırılacaktır)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s