Depresyon ve Anksiyete: Adaptif Bir Mekanizmanın Maladaptif Yan Ürünleri

Depresyon ve Anksiyete:
Adaptif Bir Mekanizmanın Maladaptif Yan Ürünleri

Çeviri Eser

Ezgi Kaymak
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi

Evrimsel Tıp Topluluğu

Thinker, Alton S. Tobey

Thinker, Alton S. Tobey

Depresyon ve Anksiyete Bozukluğu çok bahsedilmiyor olsa da, günümüzde muazzam sayıda insanın hayat kalitesini düşürmektedir. Amerika Birleşik Devletlerinde her yıl nüfusun %10’u duygudurum bozukluğundan, yüzde %20’si ise anksiyete bozukluğundan muzdarip olmaktadır. Bu rakamlar tüm yaşam boyunca duygudurum bozukluğu için %20’ye, anksiyete bozukluğu için ise %30’a çıkmakta (National Institute of Mental Health 2016). Dünya Sağlık Örgütünün Avrupa Bölgeseine ait verilerine bakıldığında ise, her yıl her 15 kişiden 1’inin major depresyondan muzdarip olduğunu görüyoruz. Anksiyete ve depresyonun tüm çeşitleri dahil edildiğinde ise elimizdeki veriler her 15 kişiden 4’ünün bu hastalıklardan muzdarip olduğunu göstermekte.

Evrimsel perspektifte, bu hastalıkların prevelansı ciddi bir soru işareti ortaya koymaktadır. Bu hastalıkların tipik başlangıcı genelde kişinin üreme için uygun olduğu yıllarda veya öncesinde ortaya çıkar (Kessler et al., 2005) Bu hastalıklar kişinin yaşam kalitesini düşürürerek en temel günlük aktivitelerini gerçekleştirmesine engel olabilmektedir. Peki doğal seçilim bizi bu şekilde neden zayıf bırakmış olabilir?

Her yıl evrim, tıp ve halk sağlığı alanında yazılmış en önemli yayınlara verilen George Williams Ödülü 2015 yılında, bu soruyu cevaplamak için önemli adımlar atmış olan bir makalenin yazarlarına verildi (Trimmer et al., 2015). Bu yazıdaki amacımız onların bu özgün yaklaşımını sizlere ana hatlarıyla belirtebilmek.

Evrimsel tıp çerçevesinde, ruh sağlığına yönelik hastalıklara çok çeşitli açıklamalar getirilebilir. Bu şekildeki her bir hastalık için sıfır hipotezi, bu hastalık vakalarının genetik ve çevresel varyasyonların etkileşimi tarafından belirlenen kompleks davranışsal özelliklerin popülasyon dağılımındaki aşırı uç temsilleri olduğu olabilir. (Stearns and Medzhitov, 2016). Bu sıfır hipotezi muhtelemen evrimsel tıpta nadir patolojilerin açıklamaları için pek faydalı olmamıştır. Bununla birlikte bu hipotez zaten anksiyete ve depresyon gibi sık görülen hastalıkların açıklaması için yetersiz gözükmektedir.

Adaptasyonizm görüşünü benimseyen evrimsel psikologlar sık görülen ruhsal hastalıkların aslında faydalı olabileceğini öne sürdüler. Bu görüşe göre depresyon bir bozukluk olmaktan ziyade; çatışmadan kaçış, problem çözme, hastalıktan kaçınma ya da başka amaçlar için geliştirilmiş bir adaptasyondur. (e.g. Hagen 2003;Price et al. 1994; Andrews and Thomson 2009;Anders et al. 2013). Bunların bazıları sıradan bir mod düşüklüğünün evrimsel rolü için makul hipotezler olabilir, ancak hiçbiri klinik depresyonla ilişkili şiddetli ve uzun süreli semptomları açıklamak için yeterli gözükmemektedir (Nettle, 2004).

Trimmer ve meslektaşları bu konuda daha nüanslı bir görüşü savunmaktadırlar. Duygudurum ve anksiyete bozukluklarıyla ilişkili davranışlar adaptif olmasalar da, aldıkları rastlantısal girdiler tarafından disregüle edilmiş adaptif mekanizmalardan köken alıyor olabilirler. Buna biz de katılıyoruz. Depresyon, sıradan mod düşüklüğünün; klinik anksiyete ise sıradan günlük kaygılanmanın aşırı ve kalıcı bir formu gibi gözükmektedir. O halde depresyon ve anksiyeteyi açıklayabilmek için iki şey yapmamız gerekir. Birincisi, bu ruhsal durumların düzgün bir şekilde işler hallerinin adaptif önemini anlamalıyız (Nesse, 1990). İkincisi ise, bu ruhsal durumların neden işlev bozukluğuna eğilimli olduklarını anlamalıyız.

Araştırmacılar, ruh hali ve kaygı düzeyini davranışları düzenleyen evrim mekanizmaları olarak kabul ederek, bu hedeflerin ilkine doğru son 15 yılda önemli ilerleme kaydettiler. Kaygı, potansiyel bir tehdidin belirtilerine duyarlılığı arttırır, kişiyi tehlikelere uygun bir şekilde yanıt vermeye hazırlanır(Nesse, 2001; Bateson et al., 2011).  Tehlike ender bile olsa sıklıkla anksiyete yaşamak bir şekilde faydalı olabilir- tıpkı iyi ayarlanmış bir duman dedektörünün her gerçek yangına karşı sayısız yanlış alarm üretebilmesindeki gibi. Asıl tehlikeyi tespit etmekte başarısız olmanın maliyeti gereğinden fazla kaygılanmanın maliyetinden çok daha fazla olduğundan, optimize edilmiş bir anksiyete tepkisi her gerçek tehdit için çok sayıda yanlış alarm tetikleyebilir. (Nesse, 2005). Düşük duygudurumun yararı ise açıkça görülememektedir. Düşük duygudurumun ana davranışsal etkisi kişinin motivasyonunu ve faaliyetini azaltmaktır.  Bu durum, etkinliğin anlamsızlığı, enerjik olarak pahalı olması veya aşırı tehlikeli olması durumunda avantajlı olabilmektedir (Nettle and Bateson, 2012).

Normal duygudurum ve endişe hakkındaki bu açıklamalar sonrasında, bu sistemlerin disgülasyona ve buna bağlı zihinsel hastalıklara neden yatkın olduklarını açıklamamız gerekir. Evrimsel uyumsuzluklar (Williams and Nesse, 1991) (evolutionary mismatch) bu sorunun cevabı için bariz bir aday. Günümüzdeki sosyal ve ekolojik koşullarımızın birçoğu, evrimsel geçmişimizde sahip olduklarımızdan tamamen farklıdır. Bu sebeple duygudurumlarımıza dair evrimleşmiş mekanizmaların bazılarının bugün için ideal olmaması pek de şaşırtıcı değil. Örneğin, duygudurumlarımız bir hedef peşinde koşmayı modüle etmekle ilgili ise, günümüzde evrimsel geçmişimize nazaran daha uzun vadeli hedefler için gayret ediyor ve daha uzun süren başarısızlık dönemleriyle karşı karşıya kalıyor olmamızı göz önünde bulundurursak, evrimsel bir uyuşmazlık sonucu, hedeflerimiz uzunca bir süre karşılanmamış kaldığında patolojik bir bunalıma eğilim gösterebiliriz (Klinger, 1975; Nesse, 2009).

Trimmer ve meslektaşları çevresel uyumsuzluğu göz önüne almak veya ruhsal hastalıkların adaptif açıklamalarını aramaktan ziyade, bir bireyin çevreden aldığı bilgilere yanıt olarak faaliyetini düzenlediği bir durumu modelliyorlar (Trimmer ve ark., 2015). Trimmer ve arkadaşlarının bu modeldeki yaklaşımları bireyin en uygun stratejisini belirledikten sonra, bu strateji yalıtılmış olarak düşünüldüğünde maladaptif görünen davranış örneklerini üretip üretmediğini sormaktır. Eğer optimal strateji bazen maladaptif strateji örnekleri üretiyorsa, doğal seçilim bu gibi davranışları elemek taraftarı olmayacaktır. Çünkü bu davranışlar genel olarak en iyi stratejinin yan ürünleri olarak ortaya çıkmaktadır. Bu hataları ortadan kaldıran alternatif bir strateji muhakkak daha az performans gösteriyor olacaktır.

Trimmer ve arkadaşlarının modelinde, bir ajan, peşinden gidebileceği veya da reddedebileceği bir dizi fırsatla karşı karşıyadır. Şartlar elverişli olabilir, bu durumda fırsatı değerlendirmek için gereken çabayı harcamak muhtemelen bir sonuç getirecektir; ya da şartlar elverişsiz olabilir, bu durumda başarısız olma olasılığı yüksektir ve ajanın bu fırsatı reddetmesi daha iyi bir ihtimaldir. Ajanın şartların olumlu ya da olumsuz olduğunu anlamasının tek yolu deneme yanılma yöntemidir. Yakın zamanda harcanan çabalar başarıyla tamamlandığında, aktif olmaya devam etmek en iyisidir. Son çabalar başarısız olduğunda ise fırsatları en azından geçici olarak değerlendirmekten vazgeçmek en iyisidir. Ajan için son zamanlardaki deneyim genellikle iyi bir kılavuz olmasına rağmen, bir fırsat değerlendirilerek edilen sonuçlar rastlantısaldır. Bazen bir kişi olumsuz şartlara rağmen başarılı olabilir veya da olumlu bir ortamda başarısız sonuçlar elde edebilir. Dolayısıyla, ajanların beklenmeyen başarı veya başarısızlık dizileri tarafından yanlış yönlendirilmesi mümkündür. Başarısızlığa karşı tedbirli bir cevap, denemeyi bırakmak olduğundan, uygun bir ortamda başarısız olacak kadar şanssız olan kişilerin bunu yapması muhtemeldir ve bu sebeple aslında sadece şanssız olduklarını keşfetme ihtimalleri de düşüktür.  Bu durumda, herkes optimal bir davranış kuralı izlediğinde bile, nüfusun bir alt kümesinde maladaptif bir hareketsizlik ortaya çıkabilir.

Depresyonu bu çerçevede ele almak, depresyonun evrimsel olarak neden hala devam ettiği sorusuna yeni bir cevap getirmektedir. Burada evrimleşen özellik tüm olası deneyimlere cevap verme stratejisidir, ancak depresyona baktığımızda bir yanıt stratejisi ile belirli çevresel uyaranlar ve deneyimlere ait etkileşimden kaynaklanan yalnızca belirli bir davranış görüyoruz (Şekil 1).  Doğal seçim, en iyi sonuca ulaşmak için tepki davranışını en iyi şekilde şekillendirebilir. Bir kişi atipik uyaranlara sahip olursa, ortaya çıkan davranış uygun olmaktan uzak olabilir. Trimmer ve arkadaşlarının ortaya koyduğu modelde, şartların elverişli olduğu bir ortamdaki eylemsizlik, anlık koşullara göre maladaptiftir. Yine de, bu eylemsizlik evrimsel olarak optimal bir karar kuralının uygulamasının bir yan ürünü olarak ortaya çıkar ve doğal seleksiyon yoluyla ortadan kaldırılamaz.

sekil1

Şekil 1: Stokastik ortamlarda hatalı çıkarımlar kaçınılmazdır. Tecrübeye cevap verme stratejileri atadan yavrulara aktarılır (sol taraf); Evrimleşen bu stratejilerdir.Fakat bireylerin ifade etitikleri davranışlar, tepki stratejileri ile stokastik çevresel uyaranlar (sağ taraf) arasındaki etkileşimler yoluyla ortaya çıkmaktadır.  Bazı davranışlar birtakım yanıltıcı uyaranlar sebebiyle yanıltıcı olarak son bulacaktır. Bu çerçevede çalışan Trimmer ve ark. optimal yanıt stratejisi mümkün olsa bile, bazı bireylerin optimal stratijeye pek de özgü olmayan deneyimler yaşayacaklarını ve bu nedenle verilen koşullarda uygunsuz davranacaklarını göstermektedirler. Dahası, bu kişilerden bazıları kendilerini daha ileri bir hareketlilik girişiminden   geri çekebilir ve bu nedenle yanlış algılamalarını düzeltebilecek ek bilgi kazanamayacaklardır.

Bu modelin duygudurum bozukluklarının ötesinde de uygulamalar bulacağına inanıyoruz. Trimmer ve arkadaşlarının depresyon modeli, evrimin insanoğlunu patolojik kaygıya neden savunmasız bıraktığını keşfetmek için bağımsız olarak geliştirdiğimiz bir modele paraleldir (Meacham and Bergstrom, 2016). Modelimizde, ajanlara onlar için karlı veya tehlikeli olabilecek fırsatlar verilir. Ajan her bir fırsatı değerlendirmeden ya da reddetmeden önce, tehlike olasılığı hakkında bilgi içeren bir ipucunu inceler. Hafif tehdit işaretleri tarafından cesareti kırılmış olan ajanlar yüksek anksiyete yaşıyor gibi kavramsallaştırılırken, en güçlü işaretleri bile görmezden gelenlerin ise düşük seviyede anksiyete yaşadıkları kabul edilir. Bu modelde, bir ajanın davranışlarına yönelik tercihleri mevcut bilgilerini etkiler.  Ajan fırsatı değerlendirecek ise, olası tehlikeye ait işaretler ile gerçek bir tehdidin varlığı arasındaki ilişkiyi doğrudan gözlemlemektedir. Ancak ajan fırsatı değerlendirmeyi reddiyorsa, reddetmemiş olduğu durumda olacaklar hakkında herhangi bir bilgi alamaz. Bireylerin deneyimleri kendine özgü olduğundan, ajanların tehdit sinyallerine karşı duyarlılıklarını modüle etmek için optimal bir davranış kuralı uyguladıklarında bile, bazı bireyler kendilerini tehdite karşı duyarlılıklarını çok yüksek bir seviyeye ayarlamış olarak bulacaklardır – yani yüksek anksiyeteye sahip olacaklardır. Dahası, fazla endişeli bireyler bilgi edinmeyi bırakmakta ve aşırı temkinli kalmaktadırlar; oysa yetersiz kaygıları olan kişiler bilgi edinmeye ve kısa sürede yanlış algılamalarını düzeltmeye devam etmektedir. Bu nedenle, bu model, fazla kaygı bozukluğunun yaygın olacağını, ancak yetersiz kaygı bozukluğunun nadir olacağını öngörüyor.

Bu modeller depresyon ve anksiyete hakkındaki evrimsel anlayışımızı geliştirirken, aslında geride açıklanmayı bekleyen çok şey var. Depresyon, yalnızca yanlış zamanlarda düşük ruh halinin ifadesi değildir. Sağlıklı bireylerde gördüğümüz ruh hali düşüklüğünden daha uzun süreli ve yoğundur. Aynı şekilde anksiyete bozukluklarının, sıradan kaygıdan farklı görünen çok çeşitli biçimleri vardır. Dahası, bu rahatsızlıkların olumsuz etkileri o kadar güçlü olabilir ki, hastalar bir kaçış aracı olarak intihar girişiminde bile bulunabilirler. Peki bu aşırılıkların doğal seleksiyonun destekleyeceği sınırların ötesinde olmasına ne sebep olur?

Bu rahatsızlıklarda umut verici araştırma yöntemlerinden biri de pozitif geri bildirim döngülerinin rolünü incelemektir. Geri bildirim döngüleri, matematiksel modellemeye uygundur, genelde hastalıkta yaygındır ve özellikle zihinsel bozukluklarda önemlidir. Klinik olarak depresyondaki bir hastada, düşük ruh hali, motivasyonun azalmasına neden olur; bu durum, iş hayatında düşük performansa veya kötüleşmiş sosyal ilişkilere neden olabilir; bu da, hastanın daha önce hiç olmadığı kadar umutsuz ve değersiz hissetmesine neden olur (Garland et al., 2002). Aynı şekilde, bir hasta panik atak geçirdiği zaman, kaygının arttığına dair belirtiler onu bir sağlık krizi geçirdiğine inandırır ve böylece hastanın kaygıları daha da artar (Ehlers and Margraf, 1989; Nesse and Stein,2012). O halde şimdiye kadar sorduğumuz sorular şuna dönüşür; doğal seleksiyon ruh hali düzenlemesinde, işlevsizliğe karşı bu şekilde savunmasız geribildirim döngülerine nasıl yol açabilir? Bu zor bir sorudur, ancak Trimmer ve arkadaşları tarafından örneklendirilen matematiksel modelleme yaklaşımının burada da verimli olmasını umuyoruz.

Depresyonun anlaşılmasında önemli olan diğer bir husus, doğal seleksiyonun mümkün olan en iyi çözümü üretmediği, ancak bunun yerine optimal kurala benzeyen ya da ona yaklaşan sezgisel (heuristik) davranış kuralları bulduğu fikridir. Belki de depresyona karşı savunmasızlığımız, doğal seçim tarafından bulunamayacak kadar karmaşık olan optimal davranış kuralından kaynaklanmaktadır. Bu da ayrıca zor bir sorundur, ancak davranışsal heuristlerin modellenmesi konusunda zengin bir geçmiş vardır (Hutchinson and Gigerenzer,2005). Yaygın zihinsel hastalıklar sorunu için bu çizgide neler yapılabileceğini görmek ilginç olurdu.

anksiyete-ve-depresyon

WHO Avrupa Bölgesel Ofisinden çevrilmiştir. orijinal bağlantı: http://www.euro.who.int/en/health-topics/noncommunicable-diseases/mental-health/data-and-statistics

Burada ele aldığımız modellerde davranış, gelişen bir yanıt stratejinin bireysel tecrübe ile birleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bireysel deneyim, tesadüf tarafından belirlenir; ancak davranıştan da etkilenebilir – yanıt stratejileri ile aldıkları girdiler arasında geri bildirim imkânı yaratıldığında olacaklardaki gibi. Bu görüşte, duygudurum ya da kaygı sistemi arızalandığında, bunun sebebi davranışsal kuralların olağandışı deneyimler ve uyaranlar kombinasyonuyla etkileşimidir. Bu, zihinsel bozukluklara karşı evrimsel savunmasızlığımızı düşünmek için hem adaptif evrimi hem de bireysel yaşam deneyimlerinin önemini içeren yeni bir çerçeve sunar.

Çeviren: Ezgi Kaymak (Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Evrimsel Tıp Topluluğu)

Esas makale referansı:

Bergstrom, C. T., & Meacham, F. (2016). Depression and anxiety: maladaptive byproducts of adaptive mechanisms. Evolution, Medicine, and Public Health,2016(1), 214-218. doi:10.1093/emph/eow019

Referanslar
  1. Anders S, Tanaka M, Kinney DK. Depression as an evolutionary strategy for defense against infection. Brain Behav Immun 2013; 31:9–22.
  2. Andrews PW, Thomson JA Jr. The bright side of being blue: depression as an adaptation for analyzing complex problems. Psychol Rev 2009; 116:620.
  3. Bateson M, Brilot B, Nettle D. Anxiety: an evolutionary approach. Can J Psychiatry 2011; 56:707–15.
  4. Ehlers A, Margraf J. The psychophysiological model of panic attacks. Anxiety Disord 1989; 4:1–29.
  5. Garland A, Fox R, Williams C. Overcoming reduced activity and avoidance: a five areas approach. Adv Psychiatric Treat 2002; 8:453–62.
  6. Hagen EH. 2003 The bargaining model of depression. In: Bowles S and Hammerstein P (eds). Dahlem Conference Report: Genetic and Cultural Evolution of Cooperation. Cambridge, MA: MIT Press.
  7. Hutchinson JMC, Gigerenzer G. Simple heuristics and rules of thumb: where psychologists and behavioural biologists might meet. Behav Processes 2005; 69:97–124.
  8. Kessler RC, Berglund P, Demler O, et al. Lifetime prevalence and age-of-onset distributions of DSM-IV disorders in the National Comorbidity Survey Replication. Arch Gen Psychiatry 2005; 62:593–602.
  9. Klinger E. Consequences of commitment to and disengagement from incentives. Psychol Rev 1975; 82:1–25.
  10. Meacham F, Bergstrom CT. Adaptive behavior can produce maladaptive anxiety due to individual differences in experience. Evol Med Public Health 2016; In press.
  11. National Institute of Mental Health. 2016. National Institute of Mental Health Statistics. http://www.nimh.nih.gov/health/statistics/index.shtml. Last accessed June 19, 2016.
  12. Nesse RM. Evolutionary explanations of emotions. Hum Nat 1990; 1:261–89.
  13. Nesse RM. The smoke detector principle. AnnNY Acad Sci 2001; 935:75–85.
  14. Nesse RM. Natural selection and the regulation of defenses: a signal detection analysis of the smoke detector principle. Evol Hum Behav 2005; 26:88–105
  15. Nesse RM. Explaining depression: neuroscience is not enough, evolution is essential. In: Pariante CM, Nesse RM, NuttDand Wolpert L (eds). Understanding depression: A translational approach. Oxford: Oxford University Press, 2009, 17-35, Chapter 3.
  16. Nesse RM, Stein DJ. Towards a genuinely medical model for psychiatric nosology. BMC Med 2012; 10:5.
  17. Nettle D. Evolutionary origins of depression: a review and reformulation. J Affect Disord 2004; 81:91–102.
  18. Nettle D, Bateson M. The evolutionary origins of mood and its disorders. Curr Biol 2012; 22:R71221.
  19. Price J, Sloman L, Gardner R, et al. The social competition hypothesis of depression. Br J Psychiatry 1994;164:309–15.
  20. Stearns SC, Medzhitov R. Evolutionary Medicine. Sunderland MA: Sinauer Associates, Incorporated, 2016. ISBN 978-1-60535-260-2. Depression and anxiety: maladaptive byproducts of adaptive mechanisms Bergstrom and Meacham | 217
  21. Trimmer PC, Higginson AD, Fawcett TW, et al. Adaptive learning can result in a failure to profit from good conditions: implications for understanding depression. Evol Med Public Health 2015; 2015:123–35.
  22. Williams GC, Nesse RM. The dawn of Darwinian medicine. Q Rev Biol 1991;66: 1–22
Reklamlar

Soru, Görüş ve Eleştirileriniz: (Uygunsuz İçerikler Kaldırılacaktır)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s