Temel Makaleler 01: Evrimsel Biyoloji ve Tıpla Tanışma

TEMEL MAKALELER 01
EVRİMSEL BİYOLOJİ VE TIPLA TANIŞMA

Necdet Ersöz
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
Evrimsel Tıp Topluluğu

Evrimsel Biyoloji ve Tıpla Tanışma

Şunu rahatlıkla kabul edebiliriz ki, gelişen ve dönüşen bilimsel etkinliklerimiz ve paradigmalarımız içerisinde, bilim tarihi boyunca en çok ilgi çeken ya da üzerindeki tartışmaların kültürel, sosyal, felsefî veya politik pek çok noktaya sıçradığı neredeyse tek konu, evrimdir. Düşünsel açıdan kökleri Antik Yunan ve hatta ondan asırlarca öncesine giden; ancak modern bilimsel kimliğini son yüzyılda kazanmış diyebileceğimiz evrim teorisi, biyolojinin ve tüm yaşam/doğa bilimlerinin birleştirici, organize edici ve dinamik bir alanıdır. Evrimsel açıklamalar ve yorumlamalardan yoksun bir doğa ve yaşam bilimi, birbiriyle alakası kurulamamış bir makinenin parçalarına benzemektedir. Bu nedenle, yalnızca evrim bilimiyle, tüm doğa ve yaşam bilimleri, birbirleriyle bir bütünlük hâlinde düşünülüp olgu ve olaylar arasındaki ilişkiler öncesi ve sonrasıyla başarılı bir biçimde kavranabilmektedir. Yine yaşam bilimleri içerisinde, çatı bir kavram olarak tıbbın ayaklarını oluşturan bilimler de evrimsel açıklamalara gereksinim duymaktadır. Moleküler/atomik düzeyden, toplumsal seviyeye dek bir değişim/dönüşüm hâlinde olan insanın kompleks bünye ve davranışlarını anlamlandırabilmek, canlılığın dinamizmine getirilmiş başarılı açıklamaları içeren evrim biyolojisi ve psikolojisi dışında, nasıl bütünüyle yorumlanabilir?

Bilim insanlarının Modern Evrimsel Sentez adını verdikleri, Darwin döneminin evrim bilgileriyle, sonradan keşfedilen kalıtsal faktörün (gen) bilimsel bir sentezi olan modern evrimsel biyolojinin yorumlamaları, biyoloji alanında bize yol göstermekle beraber, gen düzeyinden popülasyon düzeyine dek, biyolojimizden bağımsız olmayan psikolojimiz ve sosyal yapımızın evrimine de ışık tutar. Kompleks düşünce, davranış, duygu ve inanç süreçlerimizin üreticisi olan sinir sistemimizin evrimiyle doğrudan ilgili olan evrimsel psikiyatri, evrimsel psikoloji, sosyobiyoloji ve evrimsel nörobilim gibi alt bilim dalları ortaya çıkmıştır. Bugün, “insan bilimi” olarak düşünebileceğimiz antropoloji, tümüyle evrimi gereksinmektedir ve “evrimsel antropoloji” kullanımı dâhi, zaten tümüyle evrimle donatılmış olan antropoloji için, gereksiz kalmaktadır.

Evrimsel biyoloji, yaşamla bir şekilde ilgili hemen her bilim dalında çeşitli problemlere başarılı çözümler getirir. Asırlardır hem felsefî hem bilimsel zeminde tartışılagelen, entelektüel insanın zihnini meşgul etmiş olan “İnsan nasıl var oldu?”, “Bir canlıdan nasıl farklı bir canlı oluşabilir?”, “Yeryüzündeki muazzam canlı çeşitliliğinin nedeni nedir?”, “Canlılar yaşadıkları çevreye nasıl uyum sağlar?”, “Neden tüm canlı grupları üremeye yönelik davranışlar sergiler?” ya da “Neden hastalıklar var?” gibi sorular, bütüncül bir cevap söz konusu olduğunda evrimsel yorumlamaları gereksinir.

A senior male doctor with his two nurses in the background

Evrimsel tıp, bazı kaynaklarda Darwinci tıp olarak da bilinir. Çağdaş evrimsel biyolojinin temellerini atan C. Darwin’in doğrudan evrimsel tıbba bir katkısının bulunmadığını bilmek gerekir.

Yaşam bilimlerini insan türünün biyolojik (fiziksel), psikolojik ve sosyal açılardan tam bir sağlık ya da holistik iyilik hâli için pratik olarak kullanma etkinliği, bilimi, sanatı ya da zanaatı şeklinde kısaca tanımlayabileceğimiz bir çatı kavram olan tıbbın da buradan yola çıkarak evrimsel biyolojiyi gereksineceğini, henüz yolun başında “hastalık” ve “sağlık” kavramlarını tam olarak kavrayabilmek için bile evrimi kullanacağını tahmin edebiliriz. Fakat tarihsel olarak baktığımızda, bu ne yazık ki tam da böyle olmamıştır. Nedeni tam olarak kestirilemeyen bir şekilde, biyoloji alanında özellikle moleküler düzeyde genetik sahasında birbiri ardına gelen devrimlere ve bu devrimler neticesinde evrimin biyoloji literatürüne köklü bir vaziyette girişine rağmen tıp teori, tedavi ve pratiğinde evrimsel gelişmeler yeterince takip edilmemiştir. 1900’lü yılların başından 1950’li yıllara gelene dek evrim; kalıtım faktörünün keşfedilmesi, DNA’nın tümdengelimsel yapı çözümü ve laboratuvar koşullarında deneysel çalışmalarla defalarca kez desteklenmiş ve giderek güçlenmiştir. Tüm bunlar olurken, yalnızca çok küçük bir hekim kitlesi, tıbbın içerisinde evrimsel gelişmeleri değerlendirmeyi başarabilmiştir. Örneğin bir İngiliz psikiyatr olan John Bowlby, “bağlanma teorisi” adı verilen ve insanlar arası ilişkileri, özellikle de anne-çocuk ilişkisini evrimsel perspektiften ele alan ünlü teorisinde, bunu gerçekleştiren ilk bilim insanlarından olarak, ileride “evrimsel tıp” adı verilecek bu yepyeni sahanın da temellerini atmış oluyordu. Aslında şaşırtıcı bir biçimde, salt düşün bakımından evrim tarihini gözden geçirdiğimizde, evrimsel tıbbın tarihi, kavramsal ve bilimsel olmasa da, modern evrimsel biyolojinin de gerisine gitmektedir. Modern evrimsel biyolojinin temel savlarından olan doğal seçilimle evrimleşme üzerine ilk olgusal kanıtlamaları gerçekleştiren, bu nedenle de bu parlak alanın modern öncüsü sayılan Charles Darwin’in dedesi olan Erasmus Darwin, bir tıp hekimidir ve torunu Charles’tan önce evrimle ilgilenmiştir. Yarı bilimsel-yarı felsefî bir eser olarak niteleyebileceğimiz bir yapıt olan Zoonomia adlı 1794 yılında yayımlanmış olan eserinde, çeşitli hastalıkların ve özellikle insan doğasının birtakım evrimsel özelliklerine bu kitapta yer verilmiştir. Ne var ki bu imgelemler, modern gözlem verileri ve bilim metodolojisiyle uyuşmadığından, evrimsel tıbbın çağdaş tarihi içerisinde Erasmus Darwin’in ortaya koyduğu ürünleri kabul etmemekteyiz. Yine de, ortaya koyduğu düşünsel miras bakımından Erasmus Darwin’in, ileride Charles Darwin’e kaynaklık ettiğini ve Charles’ın evrim fikirlerini geliştirmesine katkıda bulunduğunu belirtmemiz gerekir. Bununla beraber, Charles Darwin’in, tıp fakültesinde üç yıl öğrenim gördüğünü; ancak ilgisini kaybetmesi neticesinde tıptan daha farklı sahalara, ilâhiyat ve doğa gözlemciliğine yöneldiğini, bu nedenle de evrim ve tıp ilişkisi üzerine kayda değer bir çalışmasının bulunmadığını da söylemeden geçmeyelim. Buna rağmen “evrimsel tıp” yaklaşımları, evrim teorisinin en başarılı çağdaş savunularından birini yapmış olan Charles Darwin’in adına atfen “Darwinci tıp” olarak da kullanılabilmektedir. Ancak günümüzde bu kullanım pek tercih edilmemektedir.

williams

Evrimsel biyolog George C. Wiliams’ın evrimsel tıp üzerine çalışmaları bilinmektedir.

1957 yılına geldiğimizde, bir biyolog olan George C. Williams’ın adaptasyon ve evrim çalışmalarında evrimsel bilgileri tıbbî literatür içerisinde de değerlendirdiğini görüyoruz.

İnsan popülasyonları arasında, diğer canlılarda gözlediğimiz gibi genetik farklılıklar söz konusudur. O nedenledir ki insanların aynı fiziksel koşullara oluşturdukları yanıtlar da farklılıklar gösterir. Örneğin tüm insanlar aynı hastalığı aynı şiddette geçirmeyebilir, bazı toplumlarda belirli hastalıkların frekansı oldukça yüksek iken bir diğer popülasyonda ilgili hastalığın ismi dâhi bilinmeyebilir. Bunun temel sebebi, varyasyondur. Varyasyon, evrim geçirmenin hammaddesi gibi düşünülebilir.

Tıbbî perspektif, bilimsel tarihi boyunca hastalıklara bakışta etiyoloji adını verdiğimiz, hastalığın yakın nedenini anlamaya ve hastalıklardan doğan problemleri çözmeye odaklanmıştır. Yine bu perspektiften, insanlar tıpta hasta ya da sağlıklı olarak değerlendirilir. Oysaki evrimsel yorumlamalara göre, gerek sağlık ve hastalık gerekse normallik ya da anormallik tümüyle çevresel koşullara göre tanımlanmalıdır. Evrimsel tıbbın perspektifine göre neyin hastalıklı neyin sağlıklı olduğu tümüyle ilgili çevre ve birey arasındaki adaptif ilişkiye göre şekillenir. Dolayısıyla hastalık durumu, evrensellikten çıkarak bir göreli hâl alır. Basitçe herhangi bir davranış belirli coğrafyalarda normal kabul edilebilirken farklı bir ortamda tümüyle anormal olarak değerlendirilebilir. Böylesi farklılıkları anlamak ve anlamlandırmada evrimsel yorumlamalara şiddetle gereksinim duyulmaktadır. Yine evrimsel bakış açısına göre hastalık, organizmanın uyum sınırının zorlanması ve nihayetinde aşılması durumunda ortaya çıkan koşulları tanımlamakta kullanılan bir terimdir. Bu durumda canlı zorlayan şartlara karşı artık normal fizyolojik yanıtlar geliştirememektedir.

Tıp öğreniminde, ilgili ders kitaplarında kolaylıkla rastlanabileceği üzere hastalıkların dolaysız yolaklarına, yani yakınsak nedenlerine atıf yapılır. Örneğin, klâsik tıbba göre basitçe hipertansiyonun nedeni periferik damarların direncindeki değişimler veya böbrek sorunlarıdır. Orak hücre anemisi, hemoglobin genindeki bir mutasyon sonucu, apandisit ise bağırsaktaki inflamasyon nedeniyle oluşur. Tedaviler, genellikle bu yakınsak nedenler üzerinden yapılır. İlaçlar, ilgili patolojiyi düzeltmek üzere verilir. Şüphesiz ki hastalıklara yakınsak yaklaşım değerli bir konumdadır; ancak hastalıkları kavramada en az yakınsak neden kadar önemli bir başka perspektif de, ıraksak yaklaşımdır. Yakınsak yaklaşımlar, hastalıkların “nasıl” oluştuğuna dair mekanizmaları ortaya koyar ve bu yaklaşım, klâsik tıp literatürünün büyük bir kısmını oluşturur. Iraksak yaklaşım ise, hastalıkların kökenine dair “neden” sorusunu sorarak kronolojiyi çok daha eskilere çeker. Bir X hastalığında Y semptomunun nasıl ortaya çıktığı tıpta rutin bir şekilde incelenirken, evrimsel tıp adını verdiğimiz yeni perspektifte Y semptomunun nasılından çok neden o şekilde ortaya çıkıp neden var olduğu sorgulanır. Bu tip sorgulama/soruşturma süreci araştırmacıları doğrudan modern insanların kökenine, insan evrimine, evrimsel biyolojiye ve evrimsel tıp araştırmalarına götürür. Apandis iltihaplanmasında inflamasyonun nasılını öğrendikten sonra, apandisin insanlarda neden var olduğunu sorgulamak, evrimsel bir soruşturmadır. Modern insanlarda apandisin atasal fonksiyonu geçmiş atalarına bakılırsa körelmiştir. Apandis, evrimsel atalarımızın büyük ölçüde otla beslendiği dönemde önemini koruyan; fakat beslenme biçimimizin değişimine paralel olarak atasal işlevlerini azaltan bir organdır. Şu anda apandis, insan vücudunda kolaylıkla iltihaplanabilen bir kalıntıdır ve çoğu kez cerrahî müdahâle ile alınır.

“Bağlanma teorisi” çalışmasıyla bilinen John Bowlby, tıpta evrimsel yorumlamaların 1900lü yıllardaki öncülerinden olmuştur.

Modern insanların yaşam biçimi, atalarımıza göre oldukça kompleks ve değişkendir. Modern insanlar köklerini atalarından almalarına rağmen, artık onlardan çok daha farklı şartlar altında yaşamaktadırlar. Bu durum, uyumsuzlar ortaya çıkarabildiğinden, yukarıda verdiğimiz perspektif ile yorumlandığından pek çok modern hastalığın nedeni olabilir. Çünkü hiçbir organizma, evrimsel geçmişinden, doğadan, biyolojisinden ve genetiğinden ayrı değildir. Nesiller, evrimsel genetik özelliklerini yeni nesillere taşırlar. Bu taşınma sırasında uyumsuz özellikler aktarımda başarısız olurken, yeni nesilde ancak daha başarılı olarak taşınan özellikler yer alır. Yeni nesillere erişim, doğrudan üreme ve üreme başarısı ile ilgilidir. Bu nedenle evrimde hayatta kalma ile birlikte, uyum gücü ve üreme başarısı kavramlarına sıklıkla vurgu yapılır. Burada tıbbî bakış açısından bilinmesi gereken bir şey vardır: uyum gücü, doğrudan uzun ömür ya da sağlıkla ilişkili değildir. Daha doğrusu yüksek seviyede adaptif bir özelliğin, o birey ya da popülasyon için çok “sağlıklı” olması zorunlu değildir. Bu nedenle evrimsel tıbın, hastalık ve sağlık kavramlarına bakışı büyük ölçüde etkileyeceği ortadadır.

evrimsel-tip-soz-0002

Günümüzde evrimsel tıbba dair sürekli çalışmalarını devam ettiren, bu alanın öncülerinden ve kurucularından sayılan bir diğer isim de psikiyatr Randolph M. Nesse’dir. Nesse’nin, evrimsel tıp literatüründe çok özel ve saygın bir konumu bulunmaktadır. Kendisi ve çalışmalarıyla ilgili bilgilere ilerleyen yazılarda çok daha fazla yer vereceğimizi belirterek temel makalelerimizin ilkini sonlandırıyoruz.

Randolph M. Nesse'nin evrimsel tıp literatüründe oldukça önemli bir yeri vardır.

Randolph M. Nesse’nin evrimsel tıp literatüründe oldukça önemli bir yeri vardır.

Evrimsel biyoloji, ekolojiyle de doğrudan ilgilidir ve buradan elde edilecek veriler daha bütüncül bir tıp anlayışı için kullanılabilir. İnsan, hem biyolojisi hem de çevresiyle vardır ve var olacaktır. Çevre biliminin gelişmesi, evrimsel değerlendirmelerle birlikte tıpta özellikle halk sağlığı çalışmalarına çok şey katmıştır. Ünlü evrimsel biyolog T. Dobzhansky’nin dediği gibi “evrimin ışığı olmaksızın biyolojide hiçbir şey anlamlı değildir”. Bu kavrayışı, biyolojik bilimleri üst safhada kullanan bir insan etkinliği olarak tıbba uyarladığımızda, “evrimin ışığı olmaksızın tıbbın biyolojik yönünde hiçbir şey anlamlı değildir” dememizin önünde bir engel yoktur. Evrimsel tıbbın, modern tıp anlayışına çok şey katacağı ortadadır. Tıp, gelecek yıllarda evrimsel bilimlerin omuzlarında yükselecektir.

Hazırlayan: Necdet Ersöz (Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Evrimsel Tıp Topluluğu)

Referanslar ve İleri Okumalar

  1. Gluckman, P. D., Beedle, A., Buklijas, T., Low, F., & Hanson, M. A. (2016).Principles of evolutionary medicine. Oxford, United Kingdom: Oxford University Press.
  2. Nesse, R. M., & Williams, G. C. (1994).Why we get sick: the new science of Darwinian medicine. New York: Times Books.
  3. Futuyma, D. J. (2005).Evolution. Sunderland, MA: Sinauer Associates.
Reklamlar

3 responses to “Temel Makaleler 01: Evrimsel Biyoloji ve Tıpla Tanışma

  1. Geri bildirim: Temel Makaleler 02: Evrimsel Tıbbın İnsana Bakış Açısı | Evrimsel Tıp·

  2. Geri bildirim: TEMEL MAKALELER 01: EVRİMSEL BİYOLOJİ VE TIPLA TANIŞMA | LabirentliYOL·

Soru, Görüş ve Eleştirileriniz: (Uygunsuz İçerikler Kaldırılacaktır)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s